23 Ekim 2012 Salı

LG yeni viral reklamı


LG'nin bu yeni viral videosunu izler izlemez bunu yazma ve paylaşma gereği duydum çünkü benim ilgi alanım açısından tam bir altın madeniydi.

LG bu videoda başlığını "Çok gerçekçi, Bu korkunç" yazarak eklemiş.

Gerçekçi mi değil mi bunu videoyu izleyerek anlayabilirsiniz zira bu anı yaşayanlar inanmış bu kesin. Teknik özellikler, LCD ekranlar hakkında uzman değilim çokta iyi anlamam ama LG burda bir taşla iki kuş vurmuş.

Birincisi LG'nin LCD ekranlarındaki netliğini çok güzel ortaya koyan bir test olmuş. Bunun yanında ise başarılı bir viral reklam.

Burada teknik özellikleri bakımından bu reklamı incelemek çok yersiz bir çaba; teknik meknikten anlamam dedim fakat eğer diğer firmalarda bu tarz bir test yapsalardı aynı oranda başarılı olacaklarından eminim.

AMA SİZ YAPMADINIZ, LG YAPTI HAHA

Biz de o yüzden gururla bunu paylaşıyoruz izlemesi keyifli WOM (Word-of-Mouth) pazarlama stratejisine gayet uygun, viral reklam anlayışını ustalıkla kullanan bir video olmuş.


9 Ekim 2012 Salı

Dijital Medyada Radikal Etkisi

Radikal gazetesini takdir etmemek mümkün değil. Bu gün itibariyle kendilerini dijital anlamda yenileyerek bünyelerine bir çok yeni özellik eklediler.

Tüm dünyada yurttaş gazeteciliği tartışılır bir kavramken böyle bir adım için geç bile kalındığını söyleyebilirim. Artık Radikal.com.tr aracılığıyla Radikal Blog üzerinden kendinize bir blog oluşturabilir daha çok insana yazılarınızın ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Hatta bu bloglar içerisinden seçilen kimi yazılar Radikal'de de yayınlanacak imiş.

Daha bu gün böyle bir adım atıldığı için nasıl işler söyledikleri gibi olur mu? bunları şu an yanıtlamak pek mümkün değil. Ama eğer sosyal medya ekipleri iyi çalışır ve hızlı bir biçimde yazıları onaylarlar ise bu yeniliğin ses getireceği kesin.

Bu adımı atarken onlara haddim olmayarak şunu söylemek isterim ki eğer geleneksel gazeteciliğin tuzağına düşmeden özgürlükçü bir yapıyla bu yazıları iyi değerlendirip eli kalem tutan genç yazarlara imkan sağlarlarsa gayet radikal bir adım atmış olacaklar.

Bunun yanında farklı bir çok yenilikler de eklenmiş.
Kendilerinin de bugün web sitelerinden duyurdukları gibi;

YENİLENMİŞLER.



4 Ekim 2012 Perşembe

Facebook Sayfanız İçin 6 İpucu

Facebook'un müşterilerinize ulaşabileceğiniz en kolay pazarlama platformu olduğunu hiç kimse inkar edemez. Sizi dünya üzerinde yaklaşık 1 bilyon potansiyel tüketiciye ulaştırabilen başka neresi olabilir ki?

Hadi sınırları Türkiye ile sınırlayalım.

32,194,520 kişi.

Az buz bir rakam değil. Ne de olsa artık herkes Facebook'ta.

İnsan işte her gün yeni bilgiler öğreniyor. Meğer açıklandığına göre Facebook'un hangi gönderilerin kullanıcıların anasayfalarına düşeceğine dair bir alogaritması varmış. Burda da gördüğümüz üzere hiç bir şey tesadüfi oluşmuyor imiş.

Bu alogaritmanın adına da "Edgerank" demişler.

Okuduğum bu metni sizinle parça parça ve dilim döndüğünce çevirip anlatmaya çalışarak paylaşacağım. Ha yok efendim ben ingilizce biliyorum diyenler varsa vakit kaybetmeden direk resimlere de odaklanabilirler orada yazanların pek dışına çıkmayacağım.


Facebook kullanıcılarının anasayfasına gönderilerin nelere bağlı olarak düştüğüne dair 3 farklı değişken temel alınıyor.

Bunlar;

1. Affinity (Yakınlık)
2. Weight (Ağırlık)
3. Time Decay (Zaman Aşımı)

Böyle söyleyince her şeyin direk kafanızda netleşmediğini bildiğim için şimdi ayrıntılara gireceğim.



1. Affinity (Yakınlık)

Affinity denilen değişken hikaye yayımlayıcısı ile bunu görüntüleyen kullanıcı arasındaki ilişkiyi ölçümlüyor.

Böylelikle erkek kardeşinizle tee yıllar önce ne zaman eklediğinizi belki de unuttuğunuz bir kullanıcının gönderileri sizin için aynı derecede önemli olmaktan çıkıyor.

Tek yönlü bir iletişiminizin ağır bastığı kişilerin gönderileri sizin anasayfanıza daha fazla düşerken aynı oranda tek yönlü iletişime geçtiğiniz kişinin ana sayfasında sizin gönderileriniz bulunmayacaktır. Bunu da bir kenara not etmek lazım.

2. Weight (Ağırlık)

Bu hesaplanan alogaritmanın içinde her gönderinin farklı bir ağırlığı mevcut. En yüksekten en düşüğe doğru eğer gönderilerin skorlarını yazarsak;

1. Fotoğraf/Videolar
2. Bağlantılar
3. Durum güncellemeleri

Fakat tabi ki fazlaca yorum almış bir durum güncellemesi etkileşimi olmayan bir fotoğrafa oranla daha büyük bir skor elde edecektir.

İpucu: Burada ayrı bir ipucu vermek gerekirse Facebook eklediği yeni özelliklerin skorlarını daha yüksek tutmaya dikkat ediyor, olabildiğince yeni özelliklerin takipçisi kalın.

3. Time Decay (Zaman Aşımı)

Bir gönderi eskidikçe değerini kaybetmeye başlıyor ve böylelikle görüntülenme şansı azalıyor. Ama tabi ne hızda değer kaybettiği kullanıcının Facebook'a giriş sıklığına bağlı olarak değişiyor. Haftada bir açıyorsa eski bir gönderinin görüntülenme şansıda hala mevcut olabilir.

Peki o kadar ne nedir anlattıktan sonra şunu soruyor olabilirsiniz:

Yahu bu Edgerank neden bu kadar önemli?





Çünkü Facebook kullanıcıların %96'sı bir markanın Facebook sayfasını beğendikten sonra bir daha dönüp o sayfaya bakmıyor, açmıyor!

Gönderilerinizi girip sayfanızda görmelerinden çok anasayfalarına düştüğünde görme ihtimalleri 150 kat daha fazla.

Kullanıcılar Facebookta geçirdikleri zamanın %27'sini anasayfadaki başlıca haberlere bakarak geçiriyorlar.

Bu da yaklaşık günde 2,835,000,000 dakika ediyor. Ve bu değerler mobil görüntülemeleri kapsamıyor.



Bu ne kadar zaman demek derseniz Amerikada insanlar Facebook başlıca haberlerine 6 büyük haber kuruluşundan daha fazla zaman harcıyor.

Ama buna rağmen hayranlarınızın sadece %16'sı gönderilerinizi görüyor.

Şimdiyse en önemli can alıcı noktaya geliyoruz. Peki bu oranı kendi sayfanız için nasıl arttırabilirsiniz?


Buraya kadar bunları anlatmamın nedeni işleyişi iyice anlayarak bu vereceğim ipuçlarının mantığını iyice kavramanız. Yoksa size hepsi belki de birer laf kalabalığı olarak gelecek ve çokta ciddiye almayacaktınız.

Şimdi bu Edgerank denen meretin önemini anladığımıza göre bu oranı nasıl yükseltebiliriz?



1. Gönderileri Kısa Tut


150-250 karakteri geçmeyen gönderiler %60 daha fazla beğeni, paylaşım ve yorum alıyor.

2. Görsel Ol


Fotoğraf ve video içerikli paylaşımlar %180-%120 arası daha fazla geri dönüşüm alıyor ve tüketiciyle kalıcı ilişki kurmanızı sağlıyor. Ekstra olarak gönderilerinizi görsellerle destekleyerek tek bir cümleyle sayfanızda paylaşırsanız daha sağlıklı bir geri dönüşüm alırsınız.

3. İstediğini Sor


Sorular sorup birebir iletişime girerek %90 oranında görüntülenme oranınızı arttırabilirsiniz. Örneğin bir çikolata firmasıysanız en sevdiğiniz çikolata hangisi diye bir soru sorarak tüketicilerinizle iletişiminizi güçlendirebilirsiniz.


4. Her gün Gönderiler Yayımlayın


Sayfanızı beğenenlerin %96'sının facebook sayfanıza geri dönmediğini unutmayın olabildiğince her gün aktif olarak sizi görmelerini sağlayın.

5. Zorlayıcı değil, alakalı olun


Markanızı direk ortaya koymayan ama alakalı olan gönderilerle daha verimli sonuçlar alırsınız. Örneğin bir cupcake markasıysanız, pişirme teknikleri ile ilgili bilgiler verebilirsiniz. - din, siyaset ya da kedi fotoğrafları ile değil.


6. Zamanlı olun


Değişik zaman dilimlerini deneyerek en verimli geri dönüşüm aldığınız zamanları belirleyin ve gönderilerinizi ona göre yapın. Prime time olarak adlandırılan 8-10 arası genellikle en aktif olarak insanların bilgisayar, tv başında oldukları zamandır. Özellikle bu zamanları değerlendirin.




Marka sahipleri ve şirketlerin yaptığı en büyük hata olan "Like Takıntısı" sahibi olmayın. Doğru zaman ve doğru mesajları kullanarak siz de tüketicileriniz de istediğini alabilirsiniz. Yeter ki bunları bilin ve o tuzağa düşmeyin.

 





2 Ekim 2012 Salı

Markanızı sosyal medyada nasıl görünülür kılarsınız?

Başarısız bir iş hayatınız ya da yeterince başarılı kılamadığınızı düşündüğünüz bir markanız var ise artık bir yerlerde bir şeylerin yanlış olduğunu da görmeniz gerekiyor demektir.

Görünmezliğin lanetini üzerinizden kaldırın ve markanızı görünülür kılın.

Bir sanatçının, müzisyenin eserlerinin nerede ve nasıl sunulduğu başarıyı sağlar. Her yıl basılan milyonlarca kitap, bestelenen milyonlarca şarkılardan bazılarının nasıl olup da devleştiğinin sırrı ufak ayrıntılarda gizli.

Eğer ayakta kalmak ve tutunmak istiyorsanız Seth Godin size "Mor İnekler" öneriyor.

Farklı ve eşsiz bir şeyler yapın.

Ben seçilmem seçerim duruşu


Eskiden olsa yazdığınız bir yazıyı, ya da beğendiğiniz bir fotoğrafı yayınlamak bu derece kolay değildi. Önce asistana, sonra şansınız varsa editöre giden yazıda editörün insafına kalırdınız.

Şimdi öyle bir şey yok.

Neyi nasıl ifade edeceğinizi kendiniz seçin, şekillendirin. Kendinize ait bir duruşa sahip olun ve kendinizi diğerlerinden farklı kılın.

Ama dikkat kıtaları yeniden keşfetmeye gerek yok, elbette her şeyin belli kurallar dahilinde kalmasına dikkat edin.

Artık elimizdeki her teknolojik alet bir yayın aracı. Bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tabletler hepsini kullanabilirsiniz.

Kendi alanınız için en doğru platformu seçerek Tumblr, Google+, Blogger, Facebook, Wordpress aracılığıyla hemen yayına başlayın.

Videoların gücünü kullanın


Yüz yüze etkileşim gerçek hayatta ne ise videolar ve viral paylaşımlar sosyal medyada tamamen odur. Yeterince etkileyici olmak istediğinizde bir insanın karşısına geçip gözlerine bakarak konuşmak istersiniz; mimikler jestler ve ses tonunuzla konuşmanızı daha etkileyici kılarsınız.

Sosyal medyada da daha etkili mesajlar mı vermek istiyorsunuz?

Yüz yüze sosyal medyadaki tüm potansiyel müşterilerinizle iletişim kurmak mümkün olmadığı için;

Videoların gücünü kullanın.

Güvenilirliğinizi karşınızdakine sosyal medya aracılığıyla ilettiniz diyelim ama bu derece kompleks internet ağında kendinizi nasıl öne çıkarabilirsiniz?


1. Tutkularınızı dinleyin


Bu mecrada ne kadar samimiyseniz o kadar güvenilirsiniz. Güven kazanmak için gereksiz yapmacık hareketlere girmeden insanlarla ortak tutkuları paylaşmaya odaklanın.

İnanın o yazılan kelimeler, yapılan paylaşımlar buram buram kokuyor. Bazen mis kokulu bir parfüm gibi gelirken bazen ise insanlara rahatsız edici bir patlak boru kokusu verebilir.

Sevimli olayım derken aman itici olmayın.

2.Yeteneklerinizi keşfedin


Kim bilir belki yazmakta çok iyi değilsinizdir. Önce yetenekleriniz ve yeteneksizliklerinizle bir yüzleşin. Her daim yazmak önemli değildir bazen bir fotoğraf paylaşımıyla bir çok insanın kalbini fethedebilirsiniz.

3. Yarat ve Başla


Hangi platformda etkili olabileceğinizi seçip bir sayfa oluşturduysanız şimdi en zor kısıma geliyoruz:

İçerik üretmek.

Biraz araştırma yaparsanız açılmış ama yazılmamış, unutulmuş bir sürü blog görebilirsiniz. Kimi zaman bu bir ev hanımının yemek blogu oluyor kimi zamansa kurumsal bir firmanın sosyal medyada varız demek için açtığı ama nitelikli hiç bir paylaşım yapılmayan içi boş alanlar.

Kaybolmayın.

4. Dinleyin


Paylaşımlarınıza yapılan tepkileri, olumlu ve olumsuz her türlü yorumları dinleyin ve analiz edin. İnanın bu analizler sizi geliştirecektir. Zamanla insanların neleri görmek isteyip neyi istemediklerini görecek ve bu analizlerinizin meyvelerini toplayacaksınız.

5. Nasıl, Neden, Nerde?


İnsanların bilgiye olan açlığını küçümsemeyin. "Nasıl yapılır" içerikli yazılar her zaman en çok tıklananlar arasındadır ve insanlar herşeyi öğrenene kadar da bu böyle devam edecek. Kafadaki soruları silen, ufuk açan paylaşımlarla dikkat çekebilirsiniz.

6. İlham kaynağı olun


Paylaşımlarınızla potansiyellerini nasıl geliştirip gerçekleştirebileceklerini gösterin. Onlara sadece hayaller vermeyin herkesin hayalleri vardır bu hayalleri nasıl gerçekleştirebileceklerine dair yönlendirin ve ilham kaynağı olun.

7. Kimin umrunda?


Şunu hep aklınızdan geçirin: Benim bu yazdıklarım ve bu paylaşımlar kimin umrunda?

Bu soru sizi bir noktaya bağlı tutarak çok uçuk noktalara uçmanızı engelleyecek ve sizi gerçekçi gösterecektir. Konudan sapmayın ve hep hedefinize bağlı kalın.

8. Net olun.


Net ve basit cümleler kullanın. Farklı anlamlara kayabilecek, yanlış anlaşılabilecek her türlü tavırdan kaçının. Siz ne kadar yayıncıysanız sanal ortamda, herkeste o kadar yayımcı. Sonra bir bakmışsınız kaş yaparken göz çıkarmışsınız veya yazdıklarınızın hiç biri anlaşılmadan havaya uçup gitmiş. PUF!

9. Promosyonunuzu yapın.


Bir çok farklı platformda sayfalar yaratarak hepsinde aktif bir biçimde olabildiğince yayın. Gerekirse Facebook ad ya da Google Adwords kullanarak sayfa erişimlerinizi arttırabilirsiniz.

Ama o da ayrı bir emek alanı ve tecrübe istiyor. Fakat kesinlikle zor değil. Az çok ilgisi olan biriyseniz ki buraya kadar okuduğunuza göre öylesiniz çözmeniz bir kaç gününüzü alır.

Ve Hedef Kitle


Kimle konuştuğunuzu, hedef kitlenizin kim olduğunu bilerek ona göre içerikler üretmek sizi bir sürü angarya işten kurtaracaktır. Günümüzün genç jenerasyonları kısa videoları tercih ederken, önceki jenerasyonlar bir metin okumayı buna çoğunlukla tercih ediyor.

Şimdi ipler elinizde, yapacağınız tek şey eksik olduğunuz noktaları belirleyerek kendinizi geliştirmek ve burdayım demek.