26 Ağustos 2013 Pazartesi

Dijital Pazarlama Sohbeti

Dün Ercüment Büyükşener ve Ayşenur Güven'in bize eşlik ettiği dijital pazarlama temalı sohbete katıldım. Cihangir'de şirin bir kafede toplandık. Bir çok farklı alanda fikir paylaşımında bulunduk.

Çuvaldızı bol bol kendimize batırdık. Şimdi en havalı sektör gibi görünen dijitalcileri lanetledik.

Sen de bu sektöre girmek mi istiyorsun?

Sakın kendi işimin patronu olacağım diye girme!

Dijital işlerin maliyeti az diye düşünme!

Öncelikle çok çalışmalısın, her gün değişen ve evrilen bir çevrede bulunacaksın. Trendleri takip etmelisin.

Bu alanın ülkemizde çok yeni olduğunu bilmekte fayda var. Herkes her şeyi bildiğini iddia ediyor.

Kimse hiçbir şey bilmiyor. Hiç mi? deme.

Hiç.

Kaynak ve içerik eksiğimiz var. İngilizce kaynakları okuyabiliyorsanız önünüzde bir okyanus açılabilir. Fakat öncelikle vizyon eksikliğimiz var. Okunan yabancı kaynaklardan da genellikle alıp sunulan dijitalin ne kadar havalı olduğunu gösteren bazı istatistik veriler oluyor.

Dünyada bilmem kaç milyar facebook, twitter kullanıcısı var.

Türkiye'de ise bu rakam her geçen gün artıyor.

E-ticaret kullanım oranı her yıl yüzde bilmem kaç büyüme yaşıyor.

Aslında bunları okuyup sektöre balıklama atlayacağınıza; atlamadan önce biraz korkmalısınız.

Acaba ben bu okyanusta kaybolur muyum? Boğulur muyum?

Neleri bilmeliyim?

Peki bu söylediğim soruların cevabını size konferanslarda kim veriyor?

Hiç kimse.

Dijital pazarlama ile ilgili eğitimler, seminerler düzenlenmeye devam ediyor. Muhtemelen edecek.

Siz de katılmaya devam edin. Ama onların korktuğu soruları sorun. Bu alana her gün yeni insanlar gazlanarak pompalanmaya devam ederken patlayacak bir balonun içinde kalmayın.

Ajanslar markaları dijital ile ilgili sözde eğitirken ajansları kim eğitecek? sorusunu sohbetimizde bol bol sorduk. Siz de bu soruyu aklınızın bir köşesinde tutun.

Geleneksel ajanslar şimdi aynı zamanda dijitalim diyor. PR ajansları dijital sosyal itibar yönetimidir ve bu benim işim diyor. Sürekli onlarca yeni dijital ajans açılıyor.

Ajans sayısındaki bu bolluk fiyat rekabetine neden oluyor ve işlerin kalitesini ister istemez düşürüyor.

Türkiye'de bu alanda gerçekten bir şeyler bilen insanlar var. Ama bu rekabet içinde onlarda kayboluyorlar. Bilgi işçiliği ve danışmanlığın ülkemizde anlamı bilinmiyor.

Bu sebeple sektör işini bilmeyenlerin gazladığı bir şekilde dibe doğru yer alıyor.


21 Mayıs 2013 Salı

Mail Bombardımanı

Mail kutularımız git gide doluyor, bir süre sonra silmeye üşendiğimiz yüzlerce mail birikebiliyor. Ya da hiç incelemeden hızlıca bir göz gezdirip toplu silimler yapıyorda olabilirsiniz. Ama her halükarda ortada şöyle bir gerçek var; bize gelen maillerin hepsini dikkatlice okumuyoruz.

Okuduğumuzu varsaymış olsaydık bir sürü boş vaktimiz olduğunu kabul etmemiz gerekirdi. Fakat benim bile yokken çoğu kişinin de olduğunu zannetmiyorum. 

Hatta üst seviye bir yönetici olsaydınız mail kutunuza günde yüzlerce mail gelecekti ve bu enformasyon bolluğu sizi git gide bunaltmaktan başka bir işe yaramayacaktı. Nobel ödüllü iktisatçı Herbert Simon'un söylediği gibi; "Enformasyon bolluğu dikkat fakirliği ortaya çıkarır." 

Filtreleme yöntemlerinin ise verimli olduğunu söyleyen varsa karşılıklı oturup tartışabiliriz. Kimi zaman en gereksiz mailler gelen kutuma düşerken, ilgilenebileceğim maillerin gereksiz kutuma düştüğünü görüyorum. Size yeni bir şirket belki de bir iş teklifi gönderebilir ve bu mail siz farkına varmadan tanımsız olduğundan gereksiz kutusuna düşebilir. 

Şimdi gel gelelim beni bunaltarak belki okurlar diye umarak bu yazıyı yazmaya iten asıl nedene:

Fırsat ve kampanya temelli alışveriş siteleri.
(Markafoni, Morhipo, Butigo)

İlk olarak; bu sitelere ben kendi isteğimle üye oldum. Bunu göz önünde bulundurarak yaklaşımlarımı değerlendireceğim. Demek ki ben gerçekten bir hedef kitleyim. Ama beklentilerimin ne olduğu konusunda iyi bir analizden geçirildiğimi düşünmüyorum.

Multitasking ve multiscreen son zamanlarda dijital dünyanında gelişmesiyle fazlasıyla öne çıkan kavramlar oldu.  Bu demek oluyor ki; aynı zamanda televizyon izlerken, bilgisayardan araştırma yapabilir, telefondan maillerimizi kontrol edebiliriz. Ama ortada bir gerçeklik var. Aynı anda sadece bir veya iki eylem gerçekleştirebiliriz. Gözlerimizi tek bir noktaya odaklayabilir, tek bir yöne koşabiliriz. 

Çok fazla bilgi alıyormuşuz gibi görünsekte bunlar sadece bilgi tıkanıklığına sebep oluyor. Çok fazla benzer bilgi akılda karışıklığa sebep oluyor. Her gün mail kutumu açtığımda gelen birbirinin aynı onlarca mail görüyorum. 

Öğrenilmiş bazı durumlar var. 

Evet, kargo ücretsiz demeniz ilgimizi çekiyor.
Evet, bildiğimiz markaları görmek ilgimizi çekiyor. 
Evet, kuponlar ve indirimler ilgimizi çekiyor.

Ama hepsini her gün görmek dikkatimizi çekmiyor.

Bu durumların hepsini bir günde kullanacağınıza her kampanyaya haftalık periyotlar uygulayabilirsiniz. Ama her gün kargo bedava demenize gerek yok. Kendinizi farklılaştırırsanız öne çıkarsınız. Rakiplerim kargo bedava diyor, ben de göndereyim demek sizi onların önüne geçirmez sadece sıradanlaştırır. 

Binlerce benzer mail yollamaktansa sıra dışı tek bir mail göndermenizin çok çok daha etkili olacağına emin olabilirsiniz.

Zamanla birbirinin benzeri ve her gün tekrarlanan bu mailler bizde "dikkat körlüğü" oluşturuyor.

Hep eleştirmeyip bir konuda ise takdir edeceğim bir site var o da; Butigo.

İnsanlar bilgisayarlardan değil, insanlardan gelen dikkate değer verir. 

Örneğin Butigo; kişiye özel tanımlanmış mailler atıyor ve bunları stil danışmanı olarak belirlediği İvana Sert aracılığıyla yapıyor. Mail İvana Sert'ten gelmiş gibi görünüyor ve size sesleniyor.

Merve, yeni ayakkabılar geldi.

Diğer mail türleriyle kıyaslarsak bunun dikkatinizi çekeceği aşikar. Ve her gün üç dört mail atmıyorlar. 

Bu durum "kokteyl partisi olgusu" olarak bilinir. Kalabalık bir partide biriyle sohbet etseniz bile kendi adınızı bir yerden duyduğunuzda muhtemelen dikkatinizi o yöne vereceksinizdir. 

Mail kutularımızı doldurmayın, dikkatimizi çekin biz size gelelim. 

Kendi isteğimle üye olduğum bir sistemden beni ne kadar az soğutursanız; o kadar daha fazla alışveriş olarak size geri dönecektir. Segmentasyon ve alışveriş alışkanlıklarımızla ilgili veri analizlerine; toplu mail gönderimlerinden bütçe aktararak umarım bilinçli tüketicilere ulaşabilirsiniz.