Dün Ercüment Büyükşener ve Ayşenur Güven'in bize eşlik ettiği dijital pazarlama temalı sohbete katıldım. Cihangir'de şirin bir kafede toplandık. Bir çok farklı alanda fikir paylaşımında bulunduk.
Çuvaldızı bol bol kendimize batırdık. Şimdi en havalı sektör gibi görünen dijitalcileri lanetledik.
Sen de bu sektöre girmek mi istiyorsun?
Sakın kendi işimin patronu olacağım diye girme!
Dijital işlerin maliyeti az diye düşünme!
Öncelikle çok çalışmalısın, her gün değişen ve evrilen bir çevrede bulunacaksın. Trendleri takip etmelisin.
Bu alanın ülkemizde çok yeni olduğunu bilmekte fayda var. Herkes her şeyi bildiğini iddia ediyor.
Kimse hiçbir şey bilmiyor. Hiç mi? deme.
Hiç.
Kaynak ve içerik eksiğimiz var. İngilizce kaynakları okuyabiliyorsanız önünüzde bir okyanus açılabilir. Fakat öncelikle vizyon eksikliğimiz var. Okunan yabancı kaynaklardan da genellikle alıp sunulan dijitalin ne kadar havalı olduğunu gösteren bazı istatistik veriler oluyor.
Dünyada bilmem kaç milyar facebook, twitter kullanıcısı var.
Türkiye'de ise bu rakam her geçen gün artıyor.
E-ticaret kullanım oranı her yıl yüzde bilmem kaç büyüme yaşıyor.
Aslında bunları okuyup sektöre balıklama atlayacağınıza; atlamadan önce biraz korkmalısınız.
Acaba ben bu okyanusta kaybolur muyum? Boğulur muyum?
Neleri bilmeliyim?
Peki bu söylediğim soruların cevabını size konferanslarda kim veriyor?
Hiç kimse.
Dijital pazarlama ile ilgili eğitimler, seminerler düzenlenmeye devam ediyor. Muhtemelen edecek.
Siz de katılmaya devam edin. Ama onların korktuğu soruları sorun. Bu alana her gün yeni insanlar gazlanarak pompalanmaya devam ederken patlayacak bir balonun içinde kalmayın.
Ajanslar markaları dijital ile ilgili sözde eğitirken ajansları kim eğitecek? sorusunu sohbetimizde bol bol sorduk. Siz de bu soruyu aklınızın bir köşesinde tutun.
Geleneksel ajanslar şimdi aynı zamanda dijitalim diyor. PR ajansları dijital sosyal itibar yönetimidir ve bu benim işim diyor. Sürekli onlarca yeni dijital ajans açılıyor.
Ajans sayısındaki bu bolluk fiyat rekabetine neden oluyor ve işlerin kalitesini ister istemez düşürüyor.
Türkiye'de bu alanda gerçekten bir şeyler bilen insanlar var. Ama bu rekabet içinde onlarda kayboluyorlar. Bilgi işçiliği ve danışmanlığın ülkemizde anlamı bilinmiyor.
Bu sebeple sektör işini bilmeyenlerin gazladığı bir şekilde dibe doğru yer alıyor.